Kayıtlar

Ocak, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Uzlaştırma el kitabı- Nasıl bir anlatım?

Uzlaştırma sürecinde tarafların bir araya geldikleri ilk temas aşaması, karşılıklı anlamların üretildiği bir özellik taşımaktadır. Bu aşamada izlenim yönetimi anlam kazanmaktadır. Tarafların birbirleri hakkında ürettikleri anlamların bağlayıcılığı açısından ‘Halo Effect – Hale Etkisi’ kanaatlerin oluşumunda etkili olmaktadır. Yine bu aşamada Varsayılan Kişilik Yaklaşımının taraflar üzerinde etkili olması sürecin seyrini etkilemektedir. Tüm ayrıntılar dikkate alındığında uzlaştırmanın sağlıklı sürdürülmesi, süreç yönetimi yaklaşımının önemini ortaya koymaktadır. Tarafların yaşadıkları anlaşmazlığın olası sonuçlarının yarattığı belirsizliğin süreç içinde tarafların tutumları üzerinde etkili olduğu varsayıldığında, ayrıntılı olarak ele alınması gereken bir başka boyut ise, belirsizlik yönetimidir. Anlaşılmamak için yazılmış, akademik niteliği olmayan bir çalışma... 

Dilekçemi verdim mahkemesine, gerisi kaldı yayınevine

Dava sürecini kitaplaştırıp bütün kamu oyu ile paylaşacağım. Akademik ön yargıları, akademik yetersizlikleri anlatacağım ayrı bir çalışma olacak...

Uzlaştırmacı el kitabı... Bu nasıl bir anlatım...

Araç, iletişim kuranın kendisidir. Ses, yüz, beden, sözcükler, jest ve mimikler,

Konyaspor Afrin Destek Klibi

Resim

GYS'yi ayrı bastırdığımda kendimi Azez'de gibi hissedeceğim...

Resim

AKADEMİK DİBE VURMUŞLUK ÜZERİNE TEZLER-MÜJDE

Raportörlerin, öğretici niteliği olmayan yeter derecede uygulama örneği içermeyen niteliksiz kitap ve makale çalışmaları hakkında yazdığım notları/DEĞERLENDİRMELERİ  İDARE MAHKEMESİ DİLEKÇESİNDEN ÇIKARDIM. 

UZLAŞTIRMA KONUSUNDA SAÇMA BİR DEĞERLENDİRME

Uzlaştırma kurumu, mevzuatta ayrık bir kurum olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla, kural olarak uzlaştırma kapsamındaki suçlar, şikâyete tabi ise de uzlaştırma, şikâyetin geri alınması anlamına gelmemektedir.  iKİSİ ÇOK FARKLI ŞEYLERDİR. Nasıl karşılaştırma yapılır?

uzlaştırma el kitabı

" Mağdurlar, soruşturma ve kovuşturma sürecinde saygılı ve âdil muamele görmek istemektedir." Bu nasıl bir anlatımdır? Çok kötü

UZLAŞTIRMA EL KİTABI

Didaktik açıdan çok kötü bir kitap. Daha onuncu sayfadayım. Uzun ve karmaşık sözcükler var. Arabuluculuk sözcüğü sıklıkla uzlaştırma yerine kullanılmış. Aynı başlık altında toplanması gereken bir çok bilgi kitabın farklı farklı yerlerinde bir kez daha bir kez daha anlatılmış. 

AKADEMİK DİBE VURMUŞLUK ÜZERİNE TEZLER

Türkiye'de akademik dibe vurmuşluk hukuk fakültelerinden başlamaktadır. Hukuk Fakülteleri başına düşen akademik çalışma sayısı oldukça düşük olduğu gibi yabancı dil yeterliliği de çoğunda yoktur. Görünüşte alınan yabancı dil puanları da pek çoğunun meramını anlatacak kadar yabancı dil bilmediğini göstermektedir.  Türk hukuk dünyasının rahatlaması açısından hukuk fakültesi akademisyenlerinin her yıl sınava tabi tutulması gerekir. 

AKADEMİK YETERSİZLİK ÜZERİNE TEZLER---

Raportör akademisyen hakkında ekşisözlük notları:  ... ceza hukuku dersleri veren hocadır. iyi niyetli bir insan olmasına, teorik bilgisinin enginliğine saygı duyulmakla birlikte, öğretmenlik vasıflarına haiz değildir maalesef. ders anlatamaz, öğrencinin merakını ayakta tutamaz.

AKADEMİK YETERSİZLİK

Bugün itibarıyla raporlama yapan akademisyenlerin, altına imza attıkları yüksek lisans ve doktora çalışmalarını inceleyeceğim.  Bakalım hangi ölçülere göre yüksek lisans ya da doktora başvurusu kabul ettiler ve hangi yönetmeliklere ne kadar uygun.  Cevabını şimdiden biliyorum. 

AKADEMİK YETERSİZLİK

Uluslararası sistemde yapılan bu derecelendirmede Türk hukuk fakülteleri yoktur. Hatta ilk 50 sıralamasında, Tayvan’dan, Şili’den, Brezilya’dan, Singapur ve Meksika gibi ülkelerden bile sıralamaya giren hukuk fakültesi bulunmasına rağmen Türkiye’den yoktur. Yukarıdan beri anlatılan akademik sığlık ve rapor hazırlama konusundaki yetersizlik bunun sebeplerini açıklamaktadır. Türk akademisyenlerinin buralarda yazılan makaleleri takip etme yeterliği var mıdır? Yukarıda benim adına rapor düzenleyen akademisyenlerden hiçbirinin de bu sıralamadaki üniversitelerde yayımlanmış makalesi de yoktur, yüksek olasılıkla kanaatleri de. 

AKADEMİK SIĞLIK

Adı geçen dünyanın en iyi üniversitelerine ilişkin doğru düzgün bir makale ya da kitap çalışmanız var mı? Cevap Yok, Olması da imkan ve ihtimal dahilinde değil...

AKADEMİK SIĞLIK

Türkiye hukuk fakülteleri dünyada kaçıncı sırada. En iyisi hangisidir mesela? Dünya hukukuna hangi katkıyı sağlamışlardır? Cevap HİÇ. Dünya sıralaması şöyle: 1 99.5 Harvard University AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 2 96.5 University of Oxford İNGİLTERE 3 96.1 University of Cambridge İNGİLTERE 4 94.0 Yale University AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 5 93.1 New York University (NYU) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 6 89.3 Stanford University AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 7 89.0 London School of Economics and Political Science (LSE) İNGİLTERE 8 88.5 The University of Melbourne AVUSTRALYA 9 86.5 University of Chicago AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 10 85.8 University of California, Berkeley (UCB) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 11 85.6 Columbia University AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 12 84.8 UCL (University College London) İNGİLTERE 13 83.7 The University of Sydney AVUSTRALYA 14 83.5 The University of New South Wales AVUSTRALYA 15 81.0 The Australian National University AVUSTRALYA 16 79.4...

AKADEMİK YETERSİZLİK

Buradan özellikle vakıf üniversitelerine not yazmak istiyorum.  Ne düzeyde Almanca bildiği belli olmayan,  Doğru düzgün Türkçe bilgisi olmayan,  Akademik düzeyi yetersiz,  Yeter derecede kitap çalışması olmayan,  Yıllık makale çalışması olmayan,  Ön yargılı eleman çalıştırmayın.

AKADEMİK YETERSİZLİK

Üstelik sayın akademisyen (asla yeterliliğe ilişkin eleştiri olmamakla birlikte) Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler ile ilgili çalışmasında yer vermiş olduğu suç tipi sayısı, 59 (ELLİ DOKUZ) adettir. Oysa bizim Ağır Ceza Suçları isimli çalışmamızda dahi yer verdiğimiz suç sayısı 67’dir. Bu nedenle sayın akademisyenin kitap kapağı ile içeriği aldatıcıdır. Çünkü Türk Ceza Hukukunda yalnız Türk Ceza Kanununda yaklaşık 300 kadar suç vardır. Bu nedenle sayın akademisyenin mantığı ile kitabın içeriği ile yapmış olduğu ortak çalışma kapağı uyumsuzdur. Suç teorilerine ilişkin eleştiriler yaparken, bu konuda akademik çeşitliliği dikkate almamış, anlatımları suçun incelenmesinde tek yöntemmiş gibi değerlendirme yapmıştır. Yargıtay kararlarının sistematiği ele alınış biçimi değerlendirilmemiş, özellikle onaylanmış mahkeme kararlarına ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamış olması da akademisyenin bu konuda yeteri kadar bilgi ya da kanaat sahibi olmadığını göstermektedir. Sayın akademisyenin beni...

DANIŞTAYA DİLEKÇEDE OLAY ANLATIMI

Kitap haline geldiğinde daha iddialı olacak;  OLAY 1: Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı doçentlik başvurusuna ilişkin ilgili profesör kadrosundaki kişilerin raporlarının yetersiz ve inceleme yapılmaksızın hazırlanmış olduğu bu nedenle yeniden, yeterli, inceleme yeterliliğine sahip, hukuka saygılı akademisyenlerce incelenmesi talebimiz reddedilmiştir. OLAY 2: Doçentlik Yönetmeliğine ek Tablo 5 ile Aralık 2017 dönemine ilişkin doçentlik başvurusu imkansız hale getirilmek suretiyle, hukuk devletine aykırı işlem yapılmış, temel hak ve hürriyetler bir komisyon kararıyla sınırlanmış, fırsat eşitliği ilkesi ölçüsüzce ihlal edilmiş ve hukuk tanınmamıştır. 

SUÇ TEORİSİ

                Suç teorisi ile ilgili çalışma yapılmış olmasını akademik yeterlilik zanneden hukuk  fakültesi çalışanı;  Suç teorisi ile ilgili çalışma yapılmadığı eleştirisindedir. Oysa kendisi akademik geçmişine rağmen ceza hukukunda çalışmadığı pek çok saha bulunmaktadır. Ceza hakimliği yapan herkesin onlarca kez suç teorisi yapacak bilgi birikimi vardır. 

AKADEMİK YETERSİZLİK

a-) Yabancı dil düzeyini hatalı göstermiştir. b-) Sayfa sayısının onun belirlediği sürede yazılamayacağı gibi ilginç bir çıkarımdadır. c-) Hakimlik mesleğinin akademisyenlik için yetersiz olduğu ön yargısındadır. “Yapmış olduğu meslek, itibarıyla bu olanaklara sahip olması mümkün değildir” gibi bir ibare kullanmıştır. Oysa sayın akademisyenin yaptığı bütün işleri bir yıllık hakimlik yapmış herkes yapabilir. d-) Doçentlik yönetmeliğe girmeden kendince doçentlik yönetmeliği değişikliğini uygulamıştır. e-) Yabancı dil kullanılmadığını belirtmiştir. Ancak bu tespit de yanlıştır. f-) Konu kapsamında olmadığı halde yüksek lisans, doktora ve hakemli makale çalışmalarına ilişkin değerlendirme yapmıştır. g-) Herhangi bir ulusal bilimsel toplantıda tebliğ sunulmamış olmasını raporda göstermiştir. Bu değerlendirme ön yargılı olduğunu göstermektedir. h-) Doktora tezinin ceza hukukuyla ilgili olmadığını zannetmektedir. Bu da sayın akademisyenin hukuki yeterliliği konusunda şüphe uy...

EN NİTELİKSİZ AKADEMİK RAPOR

En özensiz rapor bu akademisyen tarafından yazılmıştır. Çalışmalar bütün olarak incelenmemiştir. Çalışmalarda yalnız Yargıtay kararı bulunduğunu zannetmektedir. Sayfa sayısının çokluğunu, çalışmalarda kullanılan ifadelerin kendi içerisinde çelişkili olduğu çıkarımlarına ulaşmıştır. Çalışmada bir kısım çalışmaların değerlendirilmediği gibi ilginç bir sonuca ulaşmıştır. Ancak ne aday kadar somut olayla karşılaşmış ne de kullanılan kaynak sayısını değerlendirebilmiştir. Kaynak sayısı bakımından eleştirmiş olduğu Tehdit-Hakaret çalışması alanından Türkiye’de tektir.             Hakemli makaleleri dahi mantık bütünlüğü içinde olmadığı gibi ilginç ve akademisyene yakışmayacak bir ifade ile değerlendirmiştir. 

CEZA HUKUKÇUSU----

Sonuç kısmında, kitapların belli bir konuyu derinlemesine ele alan monografik bir çalışma olmadığı Yargıtay kararları eklenerek oluşturulduğu belirtilmiştir. Ancak çalışmanın özelliği aynı zamanda “Mahkeme kararlarına” yer vermiş olmasıdır. Sayın akademisyen çalışmaları hiç incelemediği ya da yeterince incelemediği için böyle bir değerlendirme yapmıştır. Sunulan çalışmaların tamamı, kullanılan kaynakça sayısı bakımından sayın akademisyenin yapmış olduğu çalışmaların tamamından da iddialı ve zengindir. Suç ve yaptırım teorisine ilişkin çalışma bulunmaması gibi bir eleştiri yapmıştır. Ancak sayın akademisyen Türk ceza hukukunun, 100 üzerinden değerlendirilirse, ancak 5’lik yani %5’lik kısmına ilişkin çalışma yapmıştır. Kitap çalışmalarını değerlendirecek yeterlilikte değildir. Üstelik doktora tezinin de ceza hukukuyla ilgili olmadığı değerlendirmesi sayın akademisyenin ceza hukuku konusunda yeterliliği konusunda da soru işareti oluşturmaktadır. Çalışmayı incelemediğini göstermekte...

AKADEMİK YETERSİZLİK ÜZERİNE TEZLER CEZA PROFESÖRÜ?

Akademisyen, suç işlendiği konusunda yeterli şüphe bulunması halinde savcının kamu davası açmada takdir yetkisi bulunduğuna ilişkin görüşün (hakemli makalede) yanlış olduğunu belirtmiştir. Ancak uygulama böyle işlediği gibi kamu davasını açmada zorunluluk ilkesinin istisnaları mevcuttur. Örneğin, CMK m. 173/5 “Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” CMK m. 171/2 fıkrası: 253 üncü maddenin ondokuzuncu fıkrası hükümleri saklı  kalmak üzere, Cumhuriyet savcısı, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup, üst sınırı bir yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir. Hukuk fakültesi profesörü böyle bir değerlendirmeyi nasıl yapabilir? Hukuk fakültelerinin içinde bulunduğu du...

AKADEMİK SIĞLIK

Adı geçen akademisyenlerin raporları tamamen ön yargılarla dolu, hiçbir şekilde yapıcı olmayan, hukuk akademisyenliğinin bugünkü halini de özetleyen, kendi iç dünyalarını ve çalışma sınırlarını gösteren, anlamsız, bu alanda çalışmak isteyenleri de çalışma isteğinden soğutan niteliktedir. Bugün Türk hukuk fakültelerinin, dünyada bulunduğu yeri de aslında raporları ile göstermiştir bu kişiler: Sığ, verimsiz, kısır döngülü, üretmeyen.              Bugüne kadar, bu akademisyenler kimlere olur vermişlerdir. Yüksek lisans ve doktoraya kimleri kabul etmişlerdir. Sahip oldukları ön yargıları nasıl aşmışlardır. Bu soruların hepsi ilgilileri tarafından cevaplanmalıdır. 

AKADEMİK YETERSİZLİK ÜZERİNE TEZLER---- 148

AYRI BİR KİTAP HALİNE GETİRECEĞİM ÇALIŞMA....EN ÖNEMLİ KISMI İDARE MAHKEMESİ DİLEKÇESİ İLE CEZA HUKUKÇULARININ HAKEM RAPORLARINDAN OLUŞACAK...

İngilizce biliyormuş gibi yapmak

Yetersiz yabancı dili vardır akademisyenin. Biliyorum zannedip gönderilen makaleleri İngilizce metin kısmından eleştirmeye kalkar. O zaman Türk akademik camiasının boş olduğu kanaatiniz bir kere daha depreşir... Türk hukuk makalesi yayınlayan dergi editörlerine çağrımdır: HER ÜNİVERSİTE ÇALIŞANINI AKADEMİSYEN ZANNETMEYİN. PROFESÖR uNVANI DA OLSA TIRT TIRTTIR.